
Pierre Loti Kimdir?
 İstanbul'a Fransız Büyükelçiliğin'de görevli olarak gelen ve aynı zamanda yazar olan Pierre Loti,kısa sürede halkın dostluğunu kazanmı ve Haliç'e hakim müthiş manzaraya sahip kahvehane,sık sık oraya uğraması nedeniyle "Pierre Loti Kahvehanesi" olarak bilinmektedir.Türk dostu yazar,bu kahvehanede yazdığı Aziyade adlı romanında İstanbul'da aşık olduğu Kafkas asıllı,gerçek adı Hatice Hanım olan Aziyade için yazmıştır.
Bu "mukaddes dağ",şu an mevcut birçok önemli tarihi eseri içinde barındırmaktadır.
İdris-i Bitlisi Sıbyan Mektebi
Çolak Hasan Dede türbesinin hizasında bulunan,muntazam kesmetaştan yapılmış bu taş bina,Mimar Sinan'dan önceki döneme aittir.Osmanlı İmpartorluğu'nun bütün şehirlerinde ve kasabalarında kurulmuş ile eğitim (ana okulu) kurumu olan sıbyan mektepleri Osmanlı toplumunda bir çok müessesede olduğu gibi, hayr sahipleri tarafından vakıf şeklinde kurulmaktaydı.Bu bina da Şah İsmail Safevi'nin istilası üzerine Osmanlı'ya sığınan Sultan ||. Beyazıd ve Yavuz Sultan Selim zamanlarında Doğu Anadolu ve Arabistan kazaaskerliği yapmış,aynı zamanda önemli bir Osmanlı Tarihçisi olan İdris-i Bitlisi tarafından hayır amaçlı yaptırılmıştır.
Çolak Hasan Dede Türbesi
Semtin en eski eseri olan bu türbe,muntazam kesmetaştan yapılmış olup iki bölümdür.Binanın hemen sağ yanında ve açık alanda,müderris (dönemin profesörü) olduğu mezar taşından okunabilen bir şahsa ait kabir vardır.Binanın içinde ve sol bölmede mihrabı olan küçük bir mescit (buraya çilehane de denir),sağ bölmede ise Çolak Hasan Dede'ye ait olduğu rivayet edilen ancak şahidesinde yazı bulunmayan bir mezar vardır.çeşitli yazılı kaynaklardan Çolak Hasan Dedenin,bir dönem asker olarak görev yaptığı ve Sultanahmet Küçük Ayasofya civarında adına bir mescit inşaa ettirdiği tespit edilebilmektedir.
Rayet Keşan Kalfa Çeşmesi
Sıbyan mektebinin hemen solunda bulunan çeşme,kesmetaştan klasik Türk çeşme mimarsinde inşa edilmiştir.Bu çeşmenin yerinde İdris-i Bitlisi'nin bir çeşmesi bulunduğu ve bunun zamanla harap olduğu bilinmektedir.Çeşme 16. yüzyılda Sultan Abdülaziz'in cariyelerinden Rayet Keşan Kalfa tarafından yeniden inşa edilmiştir.
Mevlevi İskender Dede Kabri
Tekke ve mektebin arkasındaki bahçede Miladi 1589(Hicri 997) yılında vefat eden,kendi adıyla anılan bir zaviyesi bulunan İskender Dede isminde bir Mevlevi'nin kabridir.Vaktiyle ulu çınarlar ve selvi ağaçlarıyla bezeli bu bahçede bulunan İskender Dede mezarının ön tarafında iki kuyu bulunmaktadır.Bunlardan biri meşhur "niyet kuyusu"dur.
Niyet Kuyusu
Eyüp semtinin en yüksek yeri olan bu tepede;çok eskilerden beri halk arasında "Niyet Kuyusu" olarak bilinen kuyunun ünü günümüze kadar taşına gelmiştir.Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sinde kuyudan ayrıntılarıyla bahsedilmektedir.Kuyunun bitişiğinde namaz kılınan bir "musalla"nın olduğu bilinmektedir.Evliya Çelebi Seyahatname'sinde bu kuyudan özetle şöyle bahseder:İnsanlar birşeylerini kaybettiklerinde; evvela temiz abdest alıp,bu musalla üzerinde iki rekat namaz kılar,sonra bir Fatiha'i şerife okuyarak sevabını Hz. Yusuf(A.S.)'un mübarek ruhuna hediye eder.Sonra:Ey Sahib-i Pir,Hz. Yusuf-u Sıddık aşkına,benim falan akrabam,yahut faan evladım,yahut kaybolan şu türlü eşyam ne oldu? Diye kuyunun ağzından bağırır.Derhal sorduğu kimse hayatta mı ölümü veya kaybolan eşya adı ve resmi ile nerede veya kim çaldı ise ve sorumlu denizde ise hangi denizde?
Açıktan açığa bildiren bir ses duyulur..."
Saray Atçıbaşısı Ali Ağa Mezarlığı
Sarayda atçıbaşısı (Mirahur) olarak görev yapan Ali Ağa'nın bir aralık Padişah Sultan IV. Murad'la arası açılmış ve görevinden azledilmiştir.Ancak bir süre sonra padişah tarafından iade-i itibara mazhar olmuş fakat bu kez attan düşüp 17 Eylül 1626'da vefat etmiştir.Ali Ağa'nın aile efradının da kabirlerinin bulunduğu bu küçük mezarlığın şahideleri orjinal taşlardır.
|